24 Temmuz 2009

Güzel Yazmanın Püf Noktaları

Eli kalem tutan, okuma yazmayı bilen her birey, beyaz sayfaları kelimelerle süsleyebilir. Önemli olan, yazdıklarını anlaşılır kılmak, okurken akılda hoş izler bırakmaktır. Bunu nasıl başarabiliriz?

Şunu itiraf etmeliyiz ki, okuma ve öğrenmeyle birlikte gelen bilgi birikimi, çok büyük önem taşımaktadır. Okumayan veya okuduklarını analiz etmeyen kişiler, doğru hedefe ulaşamaz. Okuduklarınızı aklınızda pekiştirecek, gerekirse birilerine anlatacak ve konuyu aklınızda tekrar ederek özeleştiri yapacaksınız. Ayrıca; sürekli gazete ve dergi takibinin, genel kültür açısından altın değerinde olduğunu da unutmamak gerekir. Gelelim yazı işine…

Yazarların en çok takıldığı unsurlardan biri, konu bulmaktır. Ne yazacağını bildikten sonra ayrıntılara geçmek, zaten yazar için bir zevktir. “Takıldım kaldım, aklıma hiçbir şey gelmiyor.” gibi cümleler kuruyorsanız, günlük tutarak işe başlayın. “Sevgili günlük; böyle yaptım, şöyle yaptım.” gibi not öbeklerinden çok, düzgün anlatımlara yer verin. Mümkün olduğunca ayrıntıları hatırlamaya, açıklamaya ve yorumlamaya özen gösterin.

Yazdıklarınız sizi tatmin ediyor mu? Konuyu tamamlamanın hemen ardından, sorunun cevabı net verilemeyecektir. Masa başından kalkın ve biraz ara verin. Sonra geri dönüp neler yazdığınızı okuyun. Aradan bir gün sonra veya günün farklı saatlerinde, cümlelerinizi yeniden gözden geçirin. (Özellikle ödev ve tez hazırlarken şiddetle tavsiye edilir.) Tekrarlar sayesinde hatalarınızı bulacak, bu yöntemle gittikçe kendinizi geliştireceksiniz.

Papağan gibi kelimeleri tekrar mı ediyorsunuz? Bulmaca çözün. Kare – çengel fark etmez. Amaç, kelime yetersizliğinden arınmaktır. Aynı kelimeleri kullanmanızın sebebi, alternatifler üretemediğinizden kaynaklanır. Ayrıca aşırı uzun cümleler kurmaktan kaçının. “ve” “veya” “ya da” gibi bağlaçları cümle içinde birkaç kere kullanmak yerine, sözlerinize nokta koyup yeni bir cümleye başlayın. Böylesi çok daha okunaklı olacaktır. Kelime bağlantılarının gereksiz uzunluğu kadar, kısa sözlerle kestirip atmak da hoş olmayacaktır. “Ben gittim, evden çıktım, dışarıda yemek yedim.” olumsuzlukları gibi…

Okuduklarınızı anlayamıyorlar mı? Bazıları, teknik bilgisini fazlaca kullanır. Jargon adı verilen, belli firma ve grupların kendi içinde sık kullandığı kelimeler vardır. Örneğin telekomünikasyon alanında çalışanlar, kontörlü hatları prepaid, faturalı hatları postpaid olarak tanımlar. Teknoloji uzmanları ise, neredeyse farklı bir dil kullanmaktadır. Sözlerinden ve yazdıklarından hiçbir şey anlamazsınız. Böyle teknik ağırlıklı konularda, elden geldiğince kolay açıklamalarda bulunun ki, okuyanlar anlamaya çalışırken konudan kopmasın. Unutmayın, kimse sizin kadar işin tekniğini bilmek zorunda değildir.

Giriş cümleniz ve konuyu sona bağlamanız, önem taşır. Bu uyuma dikkat edin.

Düzgün anlatımla gelen hatırda adeta melodik bir hava bırakmak, yazıda etkili olacaktır. Örneğin; “Adam ateş etti ve vurdu.” yerine, “Silahın namlusundan süzülen kurşun, müthiş bir patlamayla birlikte hedefe yönlendi ve rengârenk tabelanın ortasındaki yerini aldı.” gibi…

Cümlelerde renkliliği yakalayamadınız mı? Konuşma dilinde, pek edebi anlatımlarla karşılaşmayız. “Oraya gittim, buraya akşamdan sonra tekrar geleceğim” gibi standart sözlere yer verilir. Fakat okuyucu, farklı şeyler görmek ister. Bu farklılığı ve rengi oluşturmak için, bazen benzetmelere yer vermek gerekir. “Adamda öyle bir cesaret vardı ki, kimse yanına yaklaşamadı.” yerine, “Adamdaki yürek, ateşi sönmez bir mangal gibiydi. Aslan kükreyişini andıran ses tonu, etki alanındaki bölgeye girişleri engelliyordu.” gibi…

Genele hitap etmek istiyorsanız, sert tepkilerden ve yanlı tutumlardan uzak durun. Elden geldiğince terazideki dengeyi sağlamak için bölmelere eşit ağırlıklar koymaya, yani tarafsız yaklaşmaya özen gösterin. Bilmediğiniz konularda ahkâm kesmek yerine, gerekirse araştırma yaparak birikimlerinizi tecrübenizle destekleyin.

Sizi anlamıyor ve sürekli eleştiriyorlar mı? Eleştiri güzel bir şeydir. Hataları görmenize yardımcı olur. Fakat yıkıcı sözlere takılmayacak, yapıcı eleştirilerden ders alacaksınız. Böylesi çok daha iyi olacaktır.

Ayrıca yapıtlarınızda kendinizi övmeyin, bırakın sizi başkaları değerlendirsin.

Bazıları çok iyi okuyucudur ama anlatmayı başaramaz. Bu durum, herkesin mükemmel tablolar çizemeyip, resimlere bakmaktan keyif alması gibidir. Herkesin kendine has bir yeteneği vardır ki, “ben niye onun gibi yapamıyorum?” şikâyetleriyle sıkılmanız gerekmez. Şarkı söylemek, resim yapmak veya yazmak içinizden geliyorsa, içinizdeki sese kulak verin. Gerekirse sırf kendiniz için yapın. Bu sizin mutluluğunuz için yeterlidir.

Şimdiden kaleminize sağlık…

Emre Türker

Picture: deviantart

23 yorum:

  1. Yazıyı az sonra okuyacağım.. ama hazır seni yakalamışken hikayeyi neden kaldırdığını sormak istedim ..

    günaydın bu arada :)

    YanıtlaSil
  2. kesinlikle güzel bir yazı olmuş. güzel öğreti ve bilgilendirmelerle dolu. faydalanmalı. teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. Tesadüf eseri okumaya başladım seni,o gün bu gündür yazıp yazmadıgını her gün takip ediyorum.Tavsiye ettiğin kitapların filmlerin çoğunluğu bende de var.Olmayanları da ayıklıyorum,iyi oluyor :)Gizli hayranlıktan çıkıp blog açmaya karar verdim ama blogumun içeriği netleşmedi henüz.Netleştiğinde görüşmek üzere..

    YanıtlaSil
  4. "Adamın bir tarzı var azizim. Kalem yazmıyor, adeta sörf yapıyor ekranda. Bu ne anlatım,ne zarafettir böyle? Yazılarında size ders ya da öğüt vermiyor; Adeta ilahi bir arya okuyor sanırsınız. O derece etkileyici." Gibi mi mesela? Sevgili Emre...

    Yol gösteren, eğitici yazın için çok teşekkürler.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  5. sait faik okumaya başladıgımdaikinci taptan sonra kendiliğinden yazmaya başlıyorsunuz zaten:):)
    birde ferhan şensoy:)

    YanıtlaSil
  6. cache... Yazıyı gece hazırlamış, sabahtan yayımlayıp çıkmıştım. Ancak cevap verebiliyorum.
    Bir önceki hikaye, çok fazla içime sinmemişti. Uzun süredir bilgisayarımdaki virüs sorunlarıyla uğraştığımdan, yazılarımı elde hazırlayıp sanal ortama büyük güçlükle aktarmaya çalıştım. Fakat şimdi de ekran çözünürlüğünde sorunlar yaşıyorum. Hal böyle olunca, kafam bir karışmıştı. Sevgili bloggerlardan Kumsal, yazıya eleştirel yaklaşıp bir kopukluktan bahsedince, konuyu tekrar gözden geçirdim. Silinmesinin uygun olduğuna karar verdim. Sen de konuya yorum yazmıştın, bu durum için çok üzgünüm gizemli cache.

    İbrahim Ortaç... Yazı hayatımda edinmiş olduğum tecrübelerden yola çıkarak, bildiklerimi aktarmaya çalıştım. Fayda sağlayacağını umut ediyorum.

    Adsız... İsimsiz bildiğim birkaç takipçinin yorumlarını ve maillerini almıştım. Yazılarımı genel kitleye hitap edecek şekilde oluşturmaya çalışıyorum. Zaman kavramına bağlı kalmadan, her dönem güncel olabilecek konulara değinmeye özen gösteriyorum. Bu anlamda yorumsuz okuyucuların takibi de benim için önemlidir. Sonuç olarak, evimden uzakta olduğum zamanlarda, benim de yorumsuz okuduğum çok fazla site yayını var. Güncel hayatta en çok seni hangi özelliğinle tanırlar? Esprili mi, düşünceli mi, yoksa faydalı mı etkiler gösterirsin? Hangi dalda daha başarılı olduğunu düşünüyorsun? Bu soruların yanıtlarını verdiğinde, kafandakileri netleştirmeye başlayacağını umuyorum. Görüşmek üzere...

    Çınar... Aman sevgili çınar, anlatım tarzının güzelliğine hayran kaldım. Sayende yüzümdeki tebessüm daha da belirginleşti. Yüreğimdeki cesareti düşüncelerimle pekiştirdim. Yorumunu okuduğumda, benzetmelerinle tatlı sözlerine şerbet kattığını görüyor, çok teşekkür ediyorum. :) Doğru yolda azimkar adımlarınla her vakit kendini gösterebilmen dileğiyle, sevgiler bizden olsun...

    asya selda... Sen, hayat tecrüben ve sevgi dolu eğitimci ruhunla bu işi başarıyorsun. Olayları çok iyi analiz ediyor, eğlenceli yönünle tat veriyorsun. Okudukların ise, anlatımlarına renk katıyor. Hal böyleyken, okunuyorsun :)

    YanıtlaSil
  7. o halde hikayenin yeniden düzenleneceğine dair umutlanabilir miyim?

    YanıtlaSil
  8. cache... Hikayenin bir gün doğru anlatımıyla ortaya çıkacağından emin olabilirsin. Bilgisayarımı tam olarak adam etmem gerekiyor. Çünkü yazarken gerçekten çok zorlanıyorum.

    YanıtlaSil
  9. Üstad,Bekliyorum o halde.. Neyse ki beklediğime değeceğini bilmenin verdiği rahatlık içersindeyim.. En kısa zamanda okuyacağımızı umarım..
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  10. Merhaba,
    Ben de sizi keşfettiğimden beri sessiz sessiz izleyenlerdenim. Yazıyı ilk okuduğumda yorum yazamamıştım. Biraz geç oldu ama umarım farkedersiniz.
    Yeni yeni kendimi yazarak ifade etmeye çalışıyorum. Yazınız bana bu yolda yol gösterici olacaktır. Teşekkürler
    Selamlar
    Kağıttan Gemiler (wwww.kayikhanem.blogspot.com)

    YanıtlaSil
  11. Adsız (Kağıttan Gemiler)… Merhaba, yorumlar gönderildiği an, e-mail yoluyla bana ulaşıyor. O yüzden fark edilmekte tereddüdün olmasın. Yazının sana yol göstermesini içtenlikle umuyorum. Başarılar.

    YanıtlaSil
  12. Yazılarınızın her biri ayrı bir tat ayrı bir lezzet, okurken en çok sevdiğim yemeği yer gibi büyük bir iştahla okuyorum. Tablolar çizemesem de resimlere bakmaktan keyif alıyorum. Hayalbemol kaleminden öğreneceğim çok şey var. Yüreğinize sağlık üstad..

    YanıtlaSil
  13. Nehir… Değerli sözlerin için teşekkür ederim. Kelimelerimi; tecrübelerim, araştırmalarım ve uygulamalarımla besliyorum. Paylaşıma dökülen cümlelerden beğeni dolu düşüncelerin tarafıma ulaşması ne hoş! Bu değeri sürdürebilmek dileğiyle. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  14. Merhaba,

    Sayfanızı tesadüfen buldum. Öykü yazımı hakkında geziniyordum nette. Ben de öykü yazmayı çok seviyorum. Çok faydalı bilgilerdi. Sizi ziyaret edeceğim sık aralıklarla. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  15. hayalbemol un anlamı nedir

    YanıtlaSil
  16. Hayalbemol; hayalleri üst seviyeye çıkarmak, hayallerin büyümesi ve büyük hayaller anlamına gelen, Aralık 2008’de hayal ve bemol kelimelerinin birleştirilmesiyle tarafımdan tasarlanmış bir kelimedir.

    Hayal; yön verilebilen ve özlenen rüyalar, düşünülen konular üzerinde akılda canlandırılmış görüntülerdir. Bemol, müzikte kullanılan bir tonlamadır. Sözlük tanımıyla; “Bir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren nota işareti”. Müzik, duygu ve düşünceleri uyumlu seslerle işitsel olarak yansıtmanın bir şeklidir. Hayalbemol oluşumunun açıklaması bunlara bağlı olarak, yön verebildiğimiz hayallerin taslaklarını hazırlarken, parçalara ayrılmış rüyaları, bütünleşmiş ve genişletilmiş şekilde uyarlamaktır.

    Emre Türker

    YanıtlaSil
  17. Öykü yazmayı yeni keşfettim,
    herkesin yazım uslubu farklıdır önemli olan sizi anlayan kişileri bulabilmek, iyi bir okuyucu kitlesi yakaladığıma inanıyorum:)

    YanıtlaSil
  18. Yazınızı çok beğendim, deneyimlerinizi ve yazılarınızı paylaşmanız çok güzel. Size sormak istediğim bir şey var, umarım yardımcı olursunuz. Ben de yazmayı seviyorum ve yazdığım konuyu gerçekten beğeniyorsam istekle yazıyorum. Ama bir süre sonra sizin de yazıda belirttiğiniz gibi takılıp kalıyorum. Hal böyle olunca o konu ile ilgili içimde yazma isteği kalmıyor. Bunu nasıl engelleyebilirim? Ve bir diğer şey de özgün konu bulmakta zorlanıyorum. Aklıma gelenlerin hepsi bloglarda ve facebook hikaye sayfalarında gördüklerime benziyor. Oysa ben sadece bana ait bir şeyler yazabilmek istiyorum. Yardımcı olursanız sevinirim. Şimdiden teşekkürler
    -Eda

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Eda. Eğer yazdıklarında takılıyorsan, bir süre ara vermende sorun olmaz. Fakat o yazmaya ayırdığın zamanı okuyarak geçirirsen, boşluklar dolmuş olacaktır.

      Hangi konuda yazmayı çok seviyorsun? Aslında bu önemli bir soru. Magazinsel yazıyorsan, güncel konuları, görsel medyayı, televizyonu vs. gündemi takip etmen gerekir. Edebiyatla ilgileniyorsan, sıkı bir okuyucu olman, tarihle ilgileniyorsan, araştırma yapman, sosyal konularla ilgileniyorsan kişiler ve toplum üzerinde incelemelerde bulunman önem taşır.

      Aynı konuları yazdığını, benzer şeyleri ürettiğini düşünüyorsan, ön son okuduklarına göz at. Bu benzerlik, okuduklarında aklında kalanlar ise, internette fazla vakit geçiriyor, facebook gibi bölgelerde kendini tekrarlayan takıntılarda zamanını harcıyor olabilirsin. Fakat bunun yanında, öyle de olmayabilir. Çünkü gündem hakkında yazıyorsan, zaten herkes aynı şeylerden bahseder. Mesela ben uzun süredir yazı yazdığım için, her yazımın içinde geçmişten kalan bir düşüncemi bulabilirim. Mutlaka üzerinde değindiğim konulardan yeniden bahsetmiş olabilirim. Bu normal. Fakat aynı konular üzerinde durmakla, aynı konular üzerinde farklı şeyler yazmak aynı şey değil. Bir din adamı, din üzerinde sürekli yazar ve konuşur ama farklı dipnotlara temas eder. Bu onun aynı yazdığı veya başkalarını taklit ettiği anlamına gelmez.

      Kendine ait şeyler yazmak istiyorsan, neden bahsetmek istediğin konusunda çalışmalısın. Eğer bir konuda yoğunlaşırsan, o konuda uzmanlaşır ve daha dikkat çekersin. Genel konular üzerinde yazmak ve gündemde kalmak zordur. O yüzden yukarıdaki soruyu tekrar soruyorum. Hangi konuda yazmayı çok seviyorsun?

      Daha konuşacak çok şey olabilir. Yazmak biraz emek ister. Günlük tutmak ve vakit geçirmek için takılmakla, yazıyla ilgilenmek arasında fark var. Yazmak için çok okumalı, çok bilgi sahibi olmalı ve sürekli kendini yenilemelisin. İnsan zamanla pişer. Gençken ne aldıysan, ilerde onu biçersin. Umarım yardımcı olmuşumdur, sevgiler.

      Sil
  19. Ilginiz için hakikaten teşekkürler, önerilerinizi dikkate alacağım.
    -Eda

    YanıtlaSil
  20. yazınızı çok begendim tesekkrler

    YanıtlaSil
  21. Yazınızı çok begendim. Ben Murat bir anadolu lisesinde sayısal bir bölüm öğrencisiyim.Sayısal bölüm okudugumdan edebiyatla pek aram yoktur fakat hayal ettiklerimi degerlendirmem gerekttigini düsündüm.Ortaokulda yazmaya hevesliydim.Türkçe hocam bana çok genişbir hayal gücümün oldugunu ve yazmayı bırakmamam gerektigini söylemisti gercekten cok genis hayal gücüne sahip oldugumun farkına vardım. Ama sorun şu ki yazıya aktarınca pek dikkat çekici olmuyordu. Yani demek istedigim fikir güzel ama anlatım tarzım kötü oldugundan pek begenmiyordum. Bu konuda yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.

    YanıtlaSil
  22. Bu açıklamalar faydalı oldu gerçekten. Teşekkürler.

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails